Kanser önleyici gıdalar yemek kanseri önleyebilir mi? Gerçekçi değil
Encyclopedic
PRE
NEXT
İnsan sağlığı için büyük bir tehdit olan kanser, artık bize yabancı bir kavram değildir. Verilere göre, Çin'de her yıl yaklaşık 3,8 milyon yeni kanser vakası görülmekte ve yaklaşık 2,29 milyon kişi kanserden hayatını kaybetmektedir. Bu da, hem kanser vakalarının hem de ölüm oranlarının artış eğiliminde olduğunu göstermektedir. Ancak, kanser kelimesini duymakla korkmamıza gerek yoktur.Uluslararası deneyimler, proaktif önleme, erken tarama ve standartlaştırılmış tedavinin kanser insidansını ve ölüm oranlarını önemli ölçüde azalttığını göstermektedir. Bugün, kanserle mücadelede dolaşan rahatsız edici söylentileri ele alıyoruz.
Efsane 1: Kanser önleyici gıdalar yemek kanseri önler
Gerçek: Bazı gıdalar kanser önleyici bileşikler içerse de, kanseri önlemek için sadece bu gıdalara güvenmek gerçekçi değildir! Örneğin, uzun süredir "kanser önleyici süperstar" olarak bilinen brokoli. Ancak araştırmalar, brokoli tüketimi yoluyla önemli bir kanser önleyici etki elde etmek için günde yaklaşık 5,4 pound brokoli yemek gerektiğini göstermektedir.Bu kadar aşırı tüketim, diğer gıdaları dışlayarak beslenme dengesizliğine yol açabilir ve sonuçta sağlığa zarar verebilir. Bu nedenle, yalnızca kanserle savaşan gıdalara güvenmek kanseri önleyemez veya kanserle savaşamaz. Efsane 2: Radyoterapi, elektrikle pişirme gibidir ve vücuda zarar verir.>Gerçek: Radyoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için radyasyon kullanan yaygın bir kanser tedavisidir. Bazen, radyasyona maruz kalan bölge ve komşu organlarda kızarıklık, kabarcıklar ve hatta maruz kalan ciltte cilt hasarı gibi radyoterapi reaksiyonları görülebilir. Bazı hastalar daha sonraki aşamalarda lokalize pigmentasyon gelişebilirken, diğerleri iştah azalması veya mide bulantısı ve kusma yaşayabilir. Uygun tıbbi yönetimle, bu semptomlar genellikle kalıcı komplikasyonlar bırakmadan düzelir.Radyoterapi teknolojisindeki gelişmeler, özellikle son yirmi yılda, bilgisayar destekli teknikler, yüksek çözünürlüklü görüntüleme ve stereotaktik teknolojilerde hızlı gelişmeler kaydetmiştir. Bu yenilikler, hassas hedefleme, titiz planlama ve doğru uygulama önceliği vererek radyoterapiyi giderek daha güvenli hale getirmiş ve yan etkileri azaltmıştır. Böylece, görünmez bir "cerrahi neşter"e benzeyen, üç ana kanser tedavi yönteminden biri haline gelmiştir.
Üçüncü Mit: Yumurtalar, kanser hastalarının kaçınması gereken 'ısı üreten' gıdalardır
Gerçek: Hızlı kilo kaybının, hastalığın kronik ve zayıflatıcı doğasından kaynaklanan bir kanser belirtisi olduğunu biliyoruz. Tümör hücreleri çoğalma sırasında önemli miktarda besin maddesi talep eder, bu da besin tükenmesine ve hatta kendi kendini tüketmeye yol açar. Sonuç olarak, kanser hastaları sağlıklı bireylere göre protein dahil olmak üzere çeşitli besin maddelerine daha fazla ihtiyaç duyar.Yumurtalar, kolayca emilip kullanılabilen yüksek kaliteli protein sağlar. Bu nedenle, kanser hastaları vücutlarını beslemek, fiziksel durumlarını iyileştirmek ve kanserle mücadele yeteneklerini güçlendirmek için yumurta tüketebilirler. Yumurtaları haşlanmış veya çorbada servis etmek tavsiye edilir. Araştırmalar, kabuklu haşlanmış yumurtaların protein sindirilebilirlik oranının %99,7 olduğunu, yani neredeyse tüm besinlerin vücut tarafından emilip kullanıldığını göstermektedir.
Dördüncü Mit: Gıda Alımını Azaltarak Tümörleri Aç bırakmak
Gerçek: Önceki makalelerde, kanser hücrelerinin şekerle beslendiği iddia edilerek, hastalara şeker alımını sınırlamaları veya hatta kanser hücrelerini aç bırakmak için gıda tüketimini azaltmaları tavsiye ediliyordu. Gerçekte, tümör hücreleri sağlıklı hücrelerden daha fazla glikoz ve diğer besinleri emebilir.Kanser, kronik ve zayıflatıcı bir hastalıktır. Kanser hastaları, vücutlarının ihtiyaçlarını karşılamak ve hastalıkla mücadele etmek için daha fazla besine ihtiyaç duyar. Yiyecek alımını kısıtlamak, kanser hücrelerini aç bırakmakla kalmaz, aynı zamanda hastanın beslenme durumunu kötüleştirir, bağışıklığını zayıflatır ve kanser tedavisini engeller. Elbette, şeker alımını makul ölçüde azaltmak, obeziteyi ve altta yatan kardiyovasküler veya endokrin rahatsızlıkları önlemeye yardımcı olabilir.Kanser ağrı kesici ilaçlar bağımlılık ve ciddi yan etkilere neden olur Gerçek: Kanser ağrısı için, iki temel nedenden dolayı gerekli olduğunda ilaç kullanılmalıdır. İlk olarak, yaşam kalitesini iyileştirmek kanser hastaları için önemli bir tedavi hedefidir. Ağrı sadece günlük aktiviteleri ve yaşam kalitesini bozmakla kalmaz, aynı zamanda kaygıyı tetikleyerek iştah azalmasına, uykusuzluğa ve çeşitli derecelerde psikolojik sıkıntıya yol açar. Bu da kaçınılmaz olarak bağışıklık fonksiyonunu bozar ve böylece durumu kötüleştirir.İkincisi, doktorlar tarafından reçete edilen analjezikler iki ana kategoriye ayrılır. Bir tür, merkezi sinir sistemindeki opioid reseptörleri üzerinde etki eder ve genellikle opioid analjezikler olarak adlandırılır; bu analjezikler bağımlılık yapıcı özelliklere sahiptir.Diğer kategori ise bağımlılık riski taşımayan non-opioid analjezikleri içerir. Klinik olarak, bunlar genellikle aspirin, ibuprofen ve parasetamol gibi "steroidal olmayan antienflamatuar ilaçlar" (NSAID'ler) olarak adlandırılır. Hastanın ağrısı kontrol edilebilir düzeydeyse, klinisyenler non-opioid analjezikler reçete edebilir. Opioid analjezikler uygulandığında bile, profesyonel tıbbi rehberliğe uyulması bağımlılık riskini ortadan kaldırır.
PRE
NEXT